AIDS yalnızca tıbbi bir sorun deÄŸil, bir halk saÄŸlığı sorunudur, bu nedenle sadece saÄŸlık personelini deÄŸil öğretmen, sosyolog, psiko log, din adamı, politikacı gibi deÄŸiÅŸik kesimleri ve insan olarak her birimizi ilgilendiren bir dünya sorunudur. Çünkü AIDS’in kesin bir te davisi yoktur, aşısı henüz bulunamamıştır, ölüm oranı çok yüksektir ve son derece hızla yayılma göstermektedir. EdinilmiÅŸ bağışıklık eksikliÄŸi sendromu olan AIDS (Acquired Immune Deficiency Syndrome) bir virüs enfeksiyonu hastalığıdır. Amerika’da 1980 yılında “Hastalıkları Kontrol Merkezi”ne bir tip pnömoninin (zatüre) bildiriminin artması dikkati çekmiÅŸ daha sonra homoseksüel erkeklerde yaygınlaÅŸan bir cins kötü huylu tümör (Kaposi Sarkomu) ile geriye dönük olarak yapılan araÅŸtırmalar sonu cunda AIDS hastalığı tanımlanmış ve hastalığın 1978′lerde baÅŸladı ğı anlaşılmış ancak hastalığın etkeni olan virüs 1983 yılında keÅŸfe dilmiÅŸtir.

Organizmanın immün sistemi, virüse karşı antikor oluÅŸturur, ancak oluÅŸan bu antikorlar virüsü etkisiz hale getirecek yetenekte deÄŸildir. ELİSA testi ile kanda oluÅŸan antikorlar saptanır, ikinci testte de ELİSA (+) ise, Westem-blot testi yapılır, bu testte de antikorlar saptanırsa kiÅŸi HIV (+)dır ve taşıyıcıdır. Ülkemizde 1985 yılından beri yapılmakta olan ELİSA testi 75 merkezde, Western blot testi ise Ankara’da Kızılay Kan Merkezi’nde ve Hıfzısıhha Enstitüsü’nde, İstanbul’da Çapa Tıp Fakültesi’nde yapılmaktadır. Taşıyıcıların sadece % 5-10′unda AİDS belirtileri geliÅŸmekte, bunların da % 20’sinde ilk beÅŸ yılda, % 50’sinde ilk on yılda, geri kalanın da ise on yıldan sonra hastalık ortaya çıkmaktadır. Ülkemizdeki ilk AIDS vakası 1985 yılında saptanmış olup, SaÄŸlık Bakanlığı’nın 30.04.1995 verilerine göre halen toplam 444 AIDS vakası ve 226 taşıyıcı bulunmaktadır.