<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>AcilServis.org &#187; Aile Planlanması</title>
	<atom:link href="http://www.acilservis.org/aile-planlanmasi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.acilservis.org</link>
	<description>Sağlıklı Bir Hayat için..</description>
	<lastBuildDate>Fri, 25 Nov 2011 20:46:08 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Kansızlığa karşı formül</title>
		<link>http://www.acilservis.org/kansizliga-karsi-formul.html</link>
		<comments>http://www.acilservis.org/kansizliga-karsi-formul.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Aug 2011 18:56:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>saglikci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile Planlanması]]></category>
		<category><![CDATA[Aile Planlanması makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kansızlığa karşı formül bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kansızlığa karşı formül makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kansızlığa karşı formül nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Kansızlığa karşı formül tedavi yöntemi]]></category>
		<category><![CDATA[Kansızlığa karşı formül tedavisi nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.acilservis.org/kansizliga-karsi-formul.html</guid>
		<description><![CDATA[

Kansızlık tedavisinde doğru seçilmiş bir beslenme modelinin önemi büyük. Tüketmeniz gereken besinleri biliyor musunuz?


	Türkiye’de demir yetersizliği anemisi görülme sıklığı giderek artıyor. Kansızlık özellikle çocuklarda, gebe ve emzikli kadınlarda sıklıkla ortaya çıkıyor. Çocuklarda demir eksikliğine bağlı oluşan kansızlık; büyümeyi yavaşlatır, zeka gelişimini olumsuz etkiler ve enfeksiyonlara yakalanma riskini artırır. Bu nedenle anemide tedavi çok önemli.
	Demir kaynaklı besinlerin yanı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="image_x"><img src="http://www.acilservis.org/botmix/images/94bf3e5bffad6ed250dfead57d175f5c.jpg" width="100" height="100" alt="94bf3e5bffad6ed250dfead57d175f5c Kansızlığa karşı formül"  title="Kansızlığa karşı formül" /></p>
<p class="description_x">
<p><strong>Kansızlık tedavisinde doğru seçilmiş bir beslenme modelinin önemi büyük. Tüketmeniz gereken besinleri biliyor musunuz?</strong></p>
<p>
<p>
	Türkiye’de demir yetersizliği anemisi görülme sıklığı giderek artıyor. Kansızlık özellikle çocuklarda, gebe ve emzikli kadınlarda sıklıkla ortaya çıkıyor. Çocuklarda demir eksikliğine bağlı oluşan kansızlık; büyümeyi yavaşlatır, zeka gelişimini olumsuz etkiler ve enfeksiyonlara yakalanma riskini artırır. Bu nedenle anemide tedavi çok önemli.</p>
<p>	Demir kaynaklı besinlerin yanı sıra, her öğünde bol yeşillik tercih edilmeli, demir kaynağı ıspanak yumurta ile pişirilmeli, kalsiyumdan zengin besinler ara öğünde tüketilmeli. Dyt. Şefika Aydın Selçuk, demir eksikliğine bağlı kansızlık tedavisinde tüketilmesi gereken besinleri şöyle sıralıyor:  </p>
<p>
	• Karaciğer, kırmızı et, tavuk ve balık eti<br />
	• Yumurta<br />
	• Üzüm ve pekmez<br />
	• Kuru baklagiller<br />
	• Kuru kayısı, kuru üzüm, kuru dut  gibi kuru meyveler<br />
	• Yeşil yapraklı sebzeler ( ıspanak, pazı )<br />
	• Fındık, fıstık ve susam</p>
<p>
	<strong>Baklagilleri etle pişirin, yumurtayı portakal suyu ile tüketin  </strong></p>
<p>
	Demir emilimini artırmanın önemli bir yolu bu besinleri C vitamini ile birlikte tüketmek.</p>
<p>
	• Her öğünde bol limonlu yeşillikler ve bu yeşilliklerden oluşan karışık bir salata, demir emilimi artırmaktadır.<br />
	• Yumurta tüketilirken yanına taze sıkılmış portakal veya greyfurt suyu tercih edilmesi, yumurtadaki demirin daha fazla emilmesini sağlamaktadır.<br />
	• Yumurta haşlama yerine kimi zaman menemen gibi pişirilip; yeşil, kırmızıbiber, domates ve soğanla C vitamini kazandırıldığında, demirin alımını artırılmış olur. <br />
	• Ispanak yanına yoğurt ile tüketildiğinde demir emilimi azalmaktadır. Ispanağın yumurta ile pişirilmesi ise biyoyararlılığını artırır. <br />
	• Kurubaklagil ve tahıllı yemekler; yanında mutlaka bol maydanozlu, marullu, domates ve limonlu salata ile tüketildiğinde, tahıl ve baklagillerin içindeki demir daha fazla emilir. Ayrıca bu besinler kıyma, parça et ya da tavukla pişirildiğinde demir alımı artmaktadır. <br />
	• Demir eksikliği ileri boyutta olan kişiler; süt, yoğurt ve ayran gibi kalsiyum içeren gıdaları yemeklerin yanına değil, ara öğünlerde tüketmelidir. Çünkü kalsiyumun demirin emilimini yavaşlatma özelliği vardır. <br />
	• Kahvaltılarda 1- 2 tatlı kaşığı kadar pekmez günlük demir ihtiyacının çoğunu karşılamaktadır. Özellikle keçiboynuzu pekmezi demir yüksek demir içerir.<br />
	• Ara öğünlerde; kuru meyvelerden kayısı, dut ve kuru üzüm, günlük demir alımına katkıda bulunur. <br />
	Yemeklerle çay ve kahve tüketmeyin <br />
	Çay ve kahveyi ara öğünlerde tüketmek gerekir. Özellikle çayda bulunan fitat ve tanenlerin demir emilimini azaltmamaları için, çayı açık ve limon sıkarak içmekte yarar vardır. </p>
</p>
<p><span id="more-5470"></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.acilservis.org/kansizliga-karsi-formul.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beslenmemiz uykumuzu etkiliyor!</title>
		<link>http://www.acilservis.org/beslenmemiz-uykumuzu-etkiliyor.html</link>
		<comments>http://www.acilservis.org/beslenmemiz-uykumuzu-etkiliyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Aug 2011 18:56:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>saglikci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile Planlanması]]></category>
		<category><![CDATA[Aile Planlanması makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenmemiz uykumuzu etkiliyor! bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenmemiz uykumuzu etkiliyor! makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenmemiz uykumuzu etkiliyor! nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenmemiz uykumuzu etkiliyor! tedavi yöntemi]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenmemiz uykumuzu etkiliyor! tedavisi nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.acilservis.org/beslenmemiz-uykumuzu-etkiliyor.html</guid>
		<description><![CDATA[

Kan basıncını ve nabzı düşüren kimi gıdalar, metabolizmayı yavaşlatarak uykuya yardımcı olabilirken, bazıları ise metabolizma ve beyin aktivitesini artırarak uykuya dalışı zorlaştırabiliyor


	Yediklerimizin uyku düzenine etki ettiğini biliyor musunuz?
	Uykuya dalamama ya da gece uykudan sık uyanma gibi şikayetleriniz var ise yağlı yiyeceklerden uzak durmalısınız çünkü ağır ve yağlı yiyecekler mide ve barsak sisteminizi zorlayabilir ve uyku [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="image_x"><img src="http://www.acilservis.org/botmix/images/f98b6abb0f86bdff361141cbf12f7b39.jpg" width="100" height="100" alt="f98b6abb0f86bdff361141cbf12f7b39 Beslenmemiz uykumuzu etkiliyor!"  title="Beslenmemiz uykumuzu etkiliyor!" /></p>
<p class="description_x">
<p><strong>Kan basıncını ve nabzı düşüren kimi gıdalar, metabolizmayı yavaşlatarak uykuya yardımcı olabilirken, bazıları ise metabolizma ve beyin aktivitesini artırarak uykuya dalışı zorlaştırabiliyor</strong></p>
<p>
<p>
	Yediklerimizin uyku düzenine etki ettiğini biliyor musunuz?<br />
	Uykuya dalamama ya da gece uykudan sık uyanma gibi şikayetleriniz var ise yağlı yiyeceklerden uzak durmalısınız çünkü ağır ve yağlı yiyecekler mide ve barsak sisteminizi zorlayabilir ve uyku düzeninizi bozabilir. Fastfood ya da burger tarzı yağlı beslenme alışkanlıkları olan kişilerin gece sık sık uykularının bölündüğü ve huzurlu uyku uyuyamadıkları yapılan bir çalışmada gösterilmiştir.</p>
<p>	Konuyla ilgili; Diyetisyen Merve Tığlı, Uykumuzu etkileyen , besinler ve içeceklerin de dahil olduğu bir çok faktör vardır. Metabolizmanın çalışması gıda alımına bağlı olduğu gibi, sağlık açısından önemli bir yeri olan uykunun da alınan gıdaların niteliğiyle ilişkisi var. Bazı gıdaların uyuma sürecini kolaylaştırdığına bazılarının ise zorlaştırdığına dair görüşler bulunmakta. Kan basıncını ve nabzı düşüren kimi gıdalar metabolizmayı da yavaşlatarak uykuya yardımcı olabilirken , bazıları ise metabolizma ve beyin aktivitesini artırarak uykuyu zorlaştırabileceğini belirtti ve yediklerimizin uyku üzerindeki etkilerine dikkat çekti.</p>
<p>	Tığlı, tükettiğimiz besinlerin türü ve tükettiğimiz vakit uyku alışkanlıklarımızı etkileyebilir. Fazla yediğimiz bir yemeğin ardındaki dolu bir mide kadar, saatlarce aç kalmış boş bir mide de uykuyu olumsuz etkileyebiliyor. Dolayısıyla son öğün ile yatağa girme arasında belirli bir sürenin geçmesinde fayda olduğunu söylüyor ve ekliyor:<br />
	Bazen yatmadan önce belki de midemizdeki gurultudan kurtulmak için yediğimiz ufacık besinler açlığımızı giderir ve rahat uyumamızı engellemez, ancak gece geç saatlerde ve büyük porsiyonlarda yemeyi alışkanlık haline getirdiyseniz uyku eziyet haline gelebilir.</p>
<p>	Beslenmemizin uykuya etkileri ile ilgili Diyetisyen Merve Tığlı şu bilgileri de verdi:<br />
	Az miktarlarda tüketildiğinde rahat uyumamızı sağlayacak besinlerin yanında bir de uykuya dalmakta zorlanmamızı sağlayacak bazı besinler ve içecekler vardır. Kafeinli ve alkollü içecekler bunlara en güzel örnektir. Kafeinli ve alkollü içeceklerin yatmadan en az 4-6 saat önce tüketiminin tamamlanmış olması gerekir. Örneğin alkollü içecekler önce bizi bir parça rahatlatır ve hemen uykuya dalmamızı sağlar fakat uykumuzda rahatsız olmamıza neden olur.</p>
<p>	Rahat uyumak için sıcak süt, su veya kafeinsiz çay gibi içeceklere bağlı kalmalısınız. Ayrıca karbonhidrattan zengin olan besinler de uykumuzu arttırıcı etkiye sahiptir.</p>
<p>	Bazı besinler diğerlerine göre daha rahat uyumamızı sağlar. Uyku düzenleyici bir madde olan triptofan’ın yorgunluğa neden olarak uyumamıza yardımcı olmaktadır. Vücudun seratonin üretmekte kullandığı bu madde beynin sinir trafiğini yavaşlatan bir nörotransmitterdir. Doğal triptofan içeren besinlere güzel bir örnek süttür. Ayrıca yoğurt, peynir gibi diğer süt ürünleri, ton balığı, kümes hayvanları, fasulye, tam tahıllı ürünler, ayçekirdeği, fıstık ezmesi, muz ve pirinç de triptofan içeren besinlerdir.</p>
<p>	***</p>
<p>	<strong>Süt</strong>: İyi bir triptofan kaynağı olan sütteki kalsiyumun ve süt proteinin de vücut üzerinde yatıştırıcı bir etkisi vardır. Ilık süt ve 1 tatlı kaşığı kadar fıstık ezmesi rahat bir uykuya dalmanızı sağlar.</p>
<p>	<strong>Yoğurt, ayran</strong>: Düşük yağlı bir yoğurt veya ayranda yine sütte olduğu gibi içerdiği triptofan ve kalsiyum sayesinde aralıksız bir uyku çekmeniz için birebirdir.</p>
<p>	<strong>Kafeinsiz çaylar</strong>: Sabah çok erken kalkacaksınız, erkenden uyumak zorundasınz ama akşam yediğiniz o ağır yemekten sonra uyumakta zorlanıyor musunuz? Bu durumda istikamet doğru bitki çayları. Özellikle papatya, ve ıhlamur çayları size huzurlu bir uyku verecektir.</p>
<p>	<strong>Muz</strong>: Zengin triptofan, magnezyum ve potasyum içeriğiyle muz, kaslarınızı gevşetip sizi rahatlatıp derin bir uykuya dalmanızı sağlarken,uyku kalitenizi de artırır. Muzun uyku verici özelliği, beyindeki nörotransmiterler üzerideki etkisine bağlı olabilir.</p>
<p>	<strong>Yulaf ezmesi</strong>: Çok miktarda tüketildiğinde yüksek lif içeriğiyle barsaklarınızı olumsuz etkileyebilecek yulaf ezmesi nin 3 kaşığını yarım bardak düşük yağlı sütle Sütle hazırlayıp üzerine bir de tarçınla karıştırırsanız değmeyin uykunuzun keyfine.</p>
<p>	<strong>Tahıllı ekmek ve Kümes Hayvanları</strong>: Yorucu bir iş günün ardından akşam yemeğinde, serotonin salınması için, iki dilim tahıllı ekmek (kompleks karbonhidrat içerir) arasına koyacağınız bir parça ızgara veya haşlanmış hindi veya tavuk eti, hele bir de yanında ayran olursa erken uykunun habercisi olur.</p>
<p>	<strong>Pirinç:</strong>Akşam yemeğinde az yağ ile pişirilmiş pirinç pilavı ve yoğurt uyku için etkili olabilir..</p>
<p>	<strong>Elif DEMİRTAŞ</strong> / <strong>ProSağlık</strong><br />
	e.demirtass@hotmail.com</p>
</p>
<p><span id="more-5469"></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.acilservis.org/beslenmemiz-uykumuzu-etkiliyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evlilik öncesi ve sonrası oluşan problemler</title>
		<link>http://www.acilservis.org/evlilik-oncesi-ve-sonrasi-olusan-problemler.html</link>
		<comments>http://www.acilservis.org/evlilik-oncesi-ve-sonrasi-olusan-problemler.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Aug 2011 18:56:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>saglikci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile Planlanması]]></category>
		<category><![CDATA[Aile Planlanması makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik öncesi ve sonrası oluşan problemler bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik öncesi ve sonrası oluşan problemler makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik öncesi ve sonrası oluşan problemler nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik öncesi ve sonrası oluşan problemler tedavi yöntemi]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik öncesi ve sonrası oluşan problemler tedavisi nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.acilservis.org/evlilik-oncesi-ve-sonrasi-olusan-problemler.html</guid>
		<description><![CDATA[

Son yıllarda artan boşanma oranlarına karşı uzmanlar çiftleri evlilik öncesi ve evlilik süreçlerinde yaşanan sıkıntılara karşı uyardı.


	 

	Çiftlerin evlendikten hemen sonra tartışmalara başlamalarında yatan etkenleri sıralayan danışmanlar en fazla tartışmanın aileler yüzünden yaşandığına dikkat çekti.

	
	 Son yıllarda artan boşanma oranlarına karşı uzmanlar çiftleri evlilik öncesi ve evlilik süreçlerinde yaşanan sıkıntılara karşı uyardı. Çiftlerin evlendikten hemen sonra tartışmalara [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="image_x"><img src="http://www.acilservis.org/botmix/images/2973891d38f161c2bfd281bc01dfb13f.jpg" width="100" height="100" alt="2973891d38f161c2bfd281bc01dfb13f Evlilik öncesi ve sonrası oluşan problemler"  title="Evlilik öncesi ve sonrası oluşan problemler" /></p>
<p class="description_x">
<p><strong>Son yıllarda artan boşanma oranlarına karşı uzmanlar çiftleri evlilik öncesi ve evlilik süreçlerinde yaşanan sıkıntılara karşı uyardı.</strong></p>
<p>
<p>
	 </p>
<p>
	Çiftlerin evlendikten hemen sonra tartışmalara başlamalarında yatan etkenleri sıralayan danışmanlar en fazla tartışmanın aileler yüzünden yaşandığına dikkat çekti.</p>
<p>
	<br />
	 Son yıllarda artan boşanma oranlarına karşı uzmanlar çiftleri evlilik öncesi ve evlilik süreçlerinde yaşanan sıkıntılara karşı uyardı. Çiftlerin evlendikten hemen sonra tartışmalara başlamalarında yatan etkenleri sıralayan danışmanlar en fazla tartışmanın aileler yüzünden yaşandığına dikkat çekti.</p>
<p>
	<br />
	Çiftlerin evlilik sürecinde ve evlilik öncesi dönemde duygusal iniş çıkışlar yaşayabileceğini dile getiren Psikolojik Danışman Dolunay Kadıoğlu, evliliğin uzun bir yolculuk olduğunu ve çiftlerin bu yolculukta her mevsimi yaşayabileceklerini hatırlattı. Bu mevsimlerin sevgi ve saygıyla geçilmesinin önemine değinen Kadıoğlu, &#8220;Aklımız erdiğinden beri çevremiz tarafından bir gün evleneceğimiz ve çocuk sahibi olacağımız bize söylenir. Evlenmek değişmez bir kanundur sanki de kimse bize evlilikle ilgili eş seçimiyle ilgili nelere dikkat etmemiz gerektiğini söylemez. Evlilikten önce ve evlilik sırasında &#8220;ilişki danışmanlığı&#8221; çiftlere bu konuda destek olacaktır&#8221; dedi.</p>
<p>
	<strong>AİLE İÇİ MAHREMİYET GEREKLİ</strong></p>
<p>
	<br />
	Dolunay Kadıoğlu sağlıklı bir evlilik için çiftlerin dikkat etmesi gereken noktaları şu şekilde sıraladı:<br />
	&#8220;Her şeyden önce evleneceğiniz kişiyle konuşabilmek, sohbet edebilmek, birbirinize saygı duymak çok önemlidir. Ortak zevklerinizin olması, birlikte zaman geçirmekten keyif almanız ama birbirinize yalnız kalmak içinde izin verebiliyor olmanız önemlidir. Çiftler evlendikten sonra en çok kavga ettikleri konu ailelerdir. Bilmemiz gerekir ki, evlendikten sonra çiftin oluşturduğu iki kişi çekirdek ailedir ve bu aile içinde yaşananlar iki kişi arasında kalmalıdır. Annelere babalara evde yaşananlarla ilgili bilgi aktarmak, kavgaları yansıtmak uzun vadede evliliğe zarar verir. Ayrıca her ailenin kültür ve yapısı farklı olabilir, çiftlerin birbirlerinin ailelerini kıyaslamaması gerekir.&#8221;</p>
<p>
	<strong>İLK GECE KONUSUNDA BİLGİLENMELİ</strong></p>
<p>
	Maddi konularda da çiftlerin bütçelerini birlikte planlamaları gerektiğine dikkat çeken Kadıoğlu, bu konuda eşlerin birbirine açık olmasının maddi refah sağladığını söyledi. Çiftlere ilk gece konusunda da yeteri kadar bilgi sahibi olmaları önerisinde bulunan Kadıoğlu &#8220;İlk gece ve aile planlaması yöntemleri hakkında bilgili olmak eşleri mutlu bir cinsel yaşam konusunda destekleyecektir. Hemen çocuk istenmiyorsa uygun bir aile planlaması yöntemi hakkında bir sağlık kuruluşundan bilgi alınmalı. İlk kez yaşanacak cinsel ilişkide kaygı düzeyini kontrol etmek önemlidir. İlk geceye gereğinden çok önem vermek, abartmak ve endişelenmek olumsuz sonuçlara neden olabilir. Her iki taraf içinde önemli olan ilk birliktelik, karşılıklı, sevgi ve hoşgörüyle rahatça yaşanabilir. İletişimi doğru kurmak, kendimizi karşı tarafa doğru ifade edebilmek ve dinleyebilmek, kaygılarımızı, meraklarımızı paylaşabilmek, birbirimizi keşfederken sabırlı ve sakin olmak bu süreçte çiftlere yardımcı olur&#8221; dedi.</p>
<p>
	<br />
	<b>Milliyet Sağlık</b></p>
</p>
<p><span id="more-5467"></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.acilservis.org/evlilik-oncesi-ve-sonrasi-olusan-problemler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Horlama uyku apnesine neden olabilir</title>
		<link>http://www.acilservis.org/horlama-uyku-apnesine-neden-olabilir.html</link>
		<comments>http://www.acilservis.org/horlama-uyku-apnesine-neden-olabilir.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Aug 2011 18:56:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>saglikci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile Planlanması]]></category>
		<category><![CDATA[Aile Planlanması makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Horlama uyku apnesine neden olabilir bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[Horlama uyku apnesine neden olabilir makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Horlama uyku apnesine neden olabilir nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Horlama uyku apnesine neden olabilir tedavi yöntemi]]></category>
		<category><![CDATA[Horlama uyku apnesine neden olabilir tedavisi nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.acilservis.org/horlama-uyku-apnesine-neden-olabilir.html</guid>
		<description><![CDATA[

Hastada eğer sadece horlama varsa bu daha çok sosyal bir durumdur. Kişinin beraber uyuduğu kişileri rahatsız eder ve iletişimini bozabilir. Horlama ayrıca uyku kalitesini de bozup dinlenmeyi azaltabilir.


	Horlama uyku sırasında yumuşak damakta titreşime yol açarak ve kulağa hoş gelmeyen bir ses çıkararak nefes alıp verme olarak tanımlanabilir.  Çoğu zaman çevreyi rahatsız edici bir gürültü olarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="image_x"><img src="http://www.acilservis.org/botmix/images/460d563006ac45d1017e05e3e9da1a39.jpg" width="100" height="100" alt="460d563006ac45d1017e05e3e9da1a39 Horlama uyku apnesine neden olabilir"  title="Horlama uyku apnesine neden olabilir" /></p>
<p class="description_x">
<p><strong>Hastada eğer sadece horlama varsa bu daha çok sosyal bir durumdur. Kişinin beraber uyuduğu kişileri rahatsız eder ve iletişimini bozabilir. Horlama ayrıca uyku kalitesini de bozup dinlenmeyi azaltabilir.</strong></p>
<p>
<p>
	Horlama uyku sırasında yumuşak damakta titreşime yol açarak ve kulağa hoş gelmeyen bir ses çıkararak nefes alıp verme olarak tanımlanabilir.  Çoğu zaman çevreyi rahatsız edici bir gürültü olarak algılanır, ancak kimi zaman da kişinin kendi sağlığını tehdit edici bir hastalığın belirtisi olabilir.<br />
	Genellikle kişi sırtüstü ve ağzı açık uyurken horlama meydana gelebilir. Bu pozisyonda ağız açılır ve dil, ağzın arka tarafına yaslanarak hava yolunu kısmen engeller. Bu durumda akciğerlere girip çıkan hava horlama sesine neden olur. Horlayan kişilerin büyük bir kısmı, horladıklarının farkında değildir.</p>
<p>	Horlama problemi en sık şişman erkeklerde görülür ve yaşla birlikte her geçen gün artar. Elli yaşına ulaşan insanların %50&#8217;sinin uyurken horladığı bilinmektedir.</p>
<p>
	<strong>En önemli nedenlerinden biri aşırı kilo!</strong><br />
	Horlamanın nedeni şişmanlık ise egzersiz ve sağlıklı beslenme, kasları geliştirip kilo vermeyi hızlandırarak değişikliğe yol açabilir. Bu kişiler, uyku öncesi davranışlarıyla alışkanlıklarında yapacakları değişikliklerin durumu düzelttiğini farkedeceklerdir. </p>
<p>	* Uyumadan 2-3 saat önce yemek yemekten, <br />
	* Alkol almaktan <br />
	* Derin uykuya neden olacak ilaçları kullanmaktan keçınmanın yararlı etkileri olacaktır. </p>
<p>	Yastığın hafifçe yükseltilmesi de, horlamanın azalmasına yardımcı olacaktır. Genellikle eczanelerde satılan ve çok sayıda farklı çeşidi olan horlama önleyici ağız içi ürünler de kullanılabilir.</p>
<p>
	Horlama genellikle tehlikeli bir sonuç doğurmaz ancak kişinin eşi ya da çevresindeki kişiler için rahatsız edici bir durumdur. Küçük çene yapısı gibi anatomik özellikler, genişlemiş bademcikler ya da şişmanlık da horlamaya neden olabilir. Horlama genetik olabildiği gibi yetersiz çalışan tiroid, uykuda geçici olarak solunumun durması, alerji ya da solunum yolları enfeksiyonu sonucu da oluşabilmektedir. Sigara kullanımı, aşırı alkol ve yatıştırıcı ilaç kullanımı horlamanın şiddetini artırabilmektedir.</p>
<p>
	<br />
	Hafif düzeyde horlamanın giderilmesi için çok sayıda yöntem vardır ve doğru çözüm, horlamanın neden kaynaklandığına bağlıdır. Kişi, uyku sırasında sırtüstü yatış pozisyonundan yan konuma çevrilirse horlama kesilir. Kuru ve şiş makus zarları sonucu şiddetlenen horlamanın giderilmesi için yatak odasındaki nemin artırılması önerilmektedir.</p>
<p>
	<br />
	Çocuklarda görülen sürekli ve şiddetli horlama, tedavi gerektiren bademcik ya da geniz eti sorunlarının belirtisi olabileceğinden bir uzmanın kontrolü önemlidir.</p>
<p>
	Horlama konusundaki en önemli ayrım horlamanın ne zaman sağlık problemine yol açtığının tesbit edilmesidir. Eğer uyku sırasında horlayan kişinin nefes durmaları oluyorsa ve bu nefes durmaları 10 saniyeden fazla sürüyor ise bu durumda uyku apnesi denilen ciddi sonuçlar doğurabilecek bir hastalıktan söz edilebilir.</p>
<p>
	<em><strong><br />
	Elif DEMİRTAŞ / Pro Sağlık<br />
	e.demirtass@hotmail.com</strong></em></p>
</p>
<p><span id="more-5468"></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.acilservis.org/horlama-uyku-apnesine-neden-olabilir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aile planlaması</title>
		<link>http://www.acilservis.org/aile-planlamasi.html</link>
		<comments>http://www.acilservis.org/aile-planlamasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 02 Jul 2011 18:51:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>saglikci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile Planlanması]]></category>
		<category><![CDATA[Aile planlaması bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[Aile planlaması makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[aile planlaması nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Aile planlaması tedavi yöntemi]]></category>
		<category><![CDATA[Aile planlaması tedavisi nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Aile Planlanması makaleleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.acilservis.org/aile-planlamasi.html</guid>
		<description><![CDATA[

Aile planlaması, ailelerin istedikleri sayıda, istedikleri zamanda ve sağlıklı aralıklarla, bakabilecekleri kadar çocuk sahibi olmaları demektir. Aile planlaması çocuk sayısını kısıtlamak demek değildir. Aile planlaması çalışmaların temel amacı ailenin sağlığını korumak ve onların mutlu yaşamalarını sağlamaktır. Aile planlaması çalışmaları ile,çiftlere gebe kalmak ve doğum yapmak için en uygun koşulların neler olduğu öğretilir. Gebelikler arasında belli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="image_x"><img src="http://www.acilservis.org/botmix/images/c22c28cdebf52e8345f060a3f285437b.jpg" width="100" height="100" alt="c22c28cdebf52e8345f060a3f285437b Aile planlaması"  title="Aile planlaması" /></p>
<p class="description_x">
<p>Aile planlaması, ailelerin istedikleri sayıda, istedikleri zamanda ve sağlıklı aralıklarla, bakabilecekleri kadar çocuk sahibi olmaları demektir. Aile planlaması çocuk sayısını kısıtlamak demek değildir. Aile planlaması çalışmaların temel amacı ailenin sağlığını korumak ve onların mutlu yaşamalarını sağlamaktır. Aile planlaması çalışmaları ile,çiftlere gebe kalmak ve doğum yapmak için en uygun koşulların neler olduğu öğretilir. Gebelikler arasında belli bir süre bırakılarak anne ve çocuk sağlığının korumaktır. Bu hizmet, ailedeki kişi sayısını sınırlandırma anlamı taşımaz!</p>
<p>Çocuk yapmada aileler, tamamen serbest olup, kendi iradeleri ile istedikleri, bakabilecekleri, yetiştirebilecekleri sayıda çocuk sahibi olabilirler. Önemli olan ailelerin bilinçli olarak, sorumluluk taşıyarak karar vermeleridir. İstediği halde çocuk sahibi olamayan kısır çiftlere yardım edilir,yol gösterilir. Aile Planlaması, eşlere çocuk yapmak istedikleri veya istemediklerinde yol gösterir. Onlara çocuk sayısı ve doğumlar arasındaki süreyi belirlemelerinde yardımcı olur.</p>
<p>Başka bir deyişle Aile Planlaması evli çiftlerin ekonomik olanaklarına ve kişisel isteklerine göre çocuk sayısını tayin etmelerini ve doğumların ana-çocuk sağlığına uygun aralıklarla olmasını sağlayan koruyucu bir hizmettir.</p>
<p>Aile Planlaması, eşlere çocuk yapmak istedikleri veya istemediklerinde yol gösterir. Onlara çocuk sayısı ve doğumlar arasındaki süreyi belirlemelerinde yardımcı olur.</p>
<p>Bununla birlikte iki yıldan sık aralıklarla yapılan doğumlar ile annenin çok genç ya da yaşlı olması anne ve çocuk sağlığını olumsuz etkilemektedir. Her yıl dünyada yarım milyondan fazla kadın gebelik ve doğumla ilgili sorunlar yüzünden ölmekle geride bir milyondan fazla anasız çocuk bırakmaktadır. Aile Planlaması ile bu ölümlerin çoğu önlenebilirdi. Yine istenmeyen gebelikler de ana ölümüne neden olmaktadır.</p>
<p>Yine bu nedenle her yıl ülkemizde 500 binden fazla kadın kürtaj olmakta, daha da tehlikelisi kürtajla ilgili 50 binden fazla kadın yaşamını yitirmektedir. Etkin Aile Planlaması yöntemlerinin kullanılması ile ülkemizde yılda l500 annenin ve 60 bin bebeğin ölümü engellenebilir. Yine çok ve sık doğuma bağlı kadın hastalıkları, kansızlık; zor doğum ve bunlara bağlı olarak ana ölümleri artmaktadır.</p>
<p>Çocuk sağlığı da çok ve sık doğumdan etkilenmektedir. Şöyleki; Doğumlar arasında geçen süre 2 yıldan azsa, bir önceki çocuğun ölüm tehlikesi yaklaşık %50 oranında artmaktadır.</p>
<p>En az iki yıl ara ile doğan çocuklar daha sık aralıklarla doğan çocuklara göre fiziksel ve zihinsel açıdan daha iyi gelişmektedirler.</p>
<p>iki yaşın altındaki bir çocuğun sağlığını ve gelişimini tehdit eden en büyük tehlike, ailede yeni bir bebeğin dünyaya gelmesidir.</p>
<p>Bir anne bedeninin gebelik ve doğum etkilerinden tam olarak kurtulabilmesi için iki yıllık bir sürenin geçmesi gerekir.</p>
<p>Eğer bir anne doğumdan sonra iki yıl geçmeden tekrar gebe kalırsa, yeni bebeğin zamanından önce doğması ve anne karnında iyi beslenemediği için düşük kilolu doğma ihtimali artar. Çok ve sık doğum sonucu çocuklar sık hastalanmakta, kansızlık artmakta, sonuçta fiziksel ve zihinsel açıdan iyi gelişememektedirler.</p>
<p>Anne ise çok ve sık doğum sonucu yıpranmakta ve çocuklarına karşı ilgisi azalmakta, bunlara ek olarak ekonomik zorluklar da eklenince çocuğun yaşamına verilen değer azalmaktadır.</p>
<p><strong>Aile planlamasının amacı</strong><br />
Çok ve sık gebelikleri önlemek,<br />
Çok ve sık doğumların anne ve çocuk sağlığına olan olumsuz etkilerini gidermek,<br />
İstenmeyen gebeliklerde tehlikeli yollarla yapılan düşükleri önlemek,<br />
Çocuğu olmayan ailelerin çocuk sahibi olmaları için yol göstermek,<br />
Ailelere gebelikten korunmanın modern ve tibbi yollarını öğreterek ana sağlığı ve çocuk sağlığı düzeyini yükseltmek.<br />
<strong>Anne sağlığına faydaları </strong><br />
Çok ve sık doğuma bağlı gebelikleri önler,<br />
Çok ve sık doğuma bağlı kadın hastalıklarını önler,<br />
Kansızlık ve kansızlığın neden olduğu hastalıkları önler,<br />
Zor doğuma bağlı tehlikeleri önler,<br />
Erken ve geç yaşta olan doğumları önler,<br />
İstenmeyen gebelik ve düşükleri önler,<br />
Anne sağlığı için zararlı, iki yıldan kısa aralıklarla olan doğumları önler,<br />
Annenin ruh sağlığını korur,<br />
<strong>Sonuçta; ANNE ÖLÜMLERİNİ AZALTIR, TOPLUMDA SAĞLIKLI VE MUTLU ANNE SAYISI ARTAR</strong></p>
</p>
<p><span id="more-5039"></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.acilservis.org/aile-planlamasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebek cinsiyet tayini</title>
		<link>http://www.acilservis.org/bebek-cinsiyet-tayini.html</link>
		<comments>http://www.acilservis.org/bebek-cinsiyet-tayini.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 02 Jul 2011 18:50:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>saglikci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile Planlanması]]></category>
		<category><![CDATA[Aile Planlanması makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek cinsiyet tayini bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek cinsiyet tayini makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek cinsiyet tayini nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek cinsiyet tayini tedavi yöntemi]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek cinsiyet tayini tedavisi nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.acilservis.org/bebek-cinsiyet-tayini.html</guid>
		<description><![CDATA[

Antik Çin, Mısır ve Yunan uygarlıklarından beri insanoğlu doğacak bebeğinin cinsiyetini doğmadan önce saptayacak ve istediği cinsiyette bebek sahibi olmasını sağlayacak fomüllerin peşinde koşmuştur. Bu konuda sayısız hurafe, halk öyküsü ve sihirli öneriler ortaya atılmıştır. Günümüzde bile bazı “otoriteler!” ve “konunun uzmanları!” çiftlere istedikleri cinsiyette çocuk sahibi olabilmeleri için yüzdeyüz garantili! öğütler vermeye devam etmektedirler. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="image_x"><img src="http://www.acilservis.org/botmix/images/7ae8c63664e76fa3e79cd0d3aa277db7.jpg" width="100" height="100" alt="7ae8c63664e76fa3e79cd0d3aa277db7 Bebek cinsiyet tayini"  title="Bebek cinsiyet tayini" /></p>
<p class="description_x">
<p>Antik Çin, Mısır ve Yunan uygarlıklarından beri insanoğlu doğacak bebeğinin cinsiyetini doğmadan önce saptayacak ve istediği cinsiyette bebek sahibi olmasını sağlayacak fomüllerin peşinde koşmuştur. Bu konuda sayısız hurafe, halk öyküsü ve sihirli öneriler ortaya atılmıştır. Günümüzde bile bazı “otoriteler!” ve “konunun uzmanları!” çiftlere istedikleri cinsiyette çocuk sahibi olabilmeleri için yüzdeyüz garantili! öğütler vermeye devam etmektedirler. Maalesef sadece bizim toplumumuzda değil en gelişmiş toplumlarda bile bu tür hokkabazlar rağbet görmektedir. Erkek bebek için Y kromozomu taşıyan, kız bebek için ise X kromozomuna sahip spermin yumurtayı döllemesinin gerektiği bir asırdan beri bilinmesine rağmen1970′lerde Y kromozomu taşıyan spermlerin X’lerden ayrılabileceğinin keşfi ile isteyene istediği çocuğu vermenin bilimsel ve gerçekçi yolu açılmıştır.</p>
<p>Zaman içerisinde yüksek teknolojiler geliştikçe X ve Y spermlerinin özellikleri daha iyi anlaşılmış ve bunları ayırmak için değişik teknikler gelişmiştir. 1998 yılında Virginia’a da yapılan bir çalışmanın sonuçları spermlerin ayrılmasında yeni bir tekniği dünyaya duyurmuştur. Bu teknik X ve Y spermlerin içerdikleri DNA oranlarına göre Y spermlerinin daha küçük ve hafif olmasına ve hareket hızlarına dayanmaktadır. Erkeğin ejekulatı (menisi) filtre edilmekte ve daha sonra basınç altında çok ince ve çokuzun bir tüpe verilmektedir.Bu spermlerin neredeyse tek tek boruda ilerlemelerini sağlamaktadır. Tüpün diğer ucu ikiye ayrılmakta ve birtkım teknikler ile X ve Y içeren spermler ayrılmaktadır. Bu sistemin başarı oranı X yani kız için %85 iken erkek yani Y içinse %65 olarak bulunmuştur.</p>
<p>Teknoloji gerektirmeyen ve kişilerin kendilerinin uygulayabileceği bir yöntem de 1989 yılında tanımlanmıştır. Bu sistemde de Y spermlerinin daha küçük ve hızlı olduğu varsayımından yola çıkılmakta ve ilişki zamanlaması ile istenilen cinsiyette bebek sahibi olmak için öneriler verilmektedir. Buna göre erkek bebek isteyen çiftler öncelikle yumurtlama anını saptamak için piyasada satılan kitleri günde 2 defa kullanmalı, testteki renk değişimine göre ovülasyonun 24 saat içinde olacağı saptandıktan sonra tek bir sefer ilişkde bulunmalı, bu ilişki renk değişiminden sonraki 24 saat içinde olmalı, ve derin penetrasyonu sağlayacak pozisyonlar tercih edilmelidir. Bu sayede hızlı yüzen Y spermleri daha çabuk tüplere varabilecektir. Kadının erkeğin boşalmasından önce orgazm olması da şansı arttıracaktır.Kadının orgazmı vajendeki pH dengesini alkali yönde değiştirerek sperm ile serviks salgılarının temasını güçlendirecektir. Ek olarak ilişkiden 1 saat önce kafein içeren içeceklerin alınması spermlerin hızını arttıracaktır. İlişkiden önce 3-4 gün süre ile erkeğin boşalmaması şarttır. Bu sayede erkeğin sperm sayısı yükselecektir. Kız isteyenler için de bunun tam tersini yapmak gerekmektedir. Ovülasyonkitine gerek yoktur ve adet kanaması sona erdikten sonra sık cinsel ilişkide bulunmak yeterlidir.</p>
<p>Ancak son zamanlarda yapılan çalışmalar bu yöntemin Tabiat Ana’nın verdiği olaslıklardan daha yüksek başarılar vermediğini ortaya koymuştur.</p>
<p>İstenilen cinste bebek sahibi olmanın en garantili yolu embryo seçimidir. Tüp bebek uygulamalarında embryo birkaç hücreli hale geldiğinde hücrelerden biri alınarak Y kormozomu baklır ve eğer istenilen cinsiyette ise rahimne yerleştirilir. Bu yöntemin başarı şansı %100 dür.</p>
<p><strong>Etik Yönü</strong><br />
Cinsiyet tayininin en önemli engelleyicisi işin etik yönüdür. Herhangi bir sebep olmadan çiftlere istedikleri cinsiyette bebek sahbi olmaları konusunda yardımcı olmak doğanın hassas dengelerini bozacaktır.Değişik toplumlarda farklı istekler olmasına rağmen özellikle ülkemizde erkek çocuğa olan merak geri dönüşü mümkün olmayan zararlar doğurabilir. Bu yöntemler sadece belirli hastalıkların varlığında kullanılmalıdır. Örneğin X-e bağlı geçiş gösteren kromozom bozukluğu olan çiftlerden doğacak kız bebekler %100 hasta olacağından bu tür çiftlerde yoğun çocuk isteği var ise değişik yöntemler ile kız bebek sahibi olmaları engellenebilir.</p>
</p>
<p><span id="more-5038"></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.acilservis.org/bebek-cinsiyet-tayini.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

