Smear Testi Nedir? Kimlere, Niçin Yapılır?

Smear Testi Hakkında

Smear Nasıl Alınır??

Smear Ne Zaman, Ne Sıklıkla Alınmalıdır??

Servikal Yayma Kesin Tanı Koydurur mu??

Anormal Hücre Bulunduğunda Ne Yapılır??

Servikal Yaymanın Doğruluk Oranı Nedir??

Smear Testi
Smear (Servikal yayma) rahim ağzı (serviks) kanserinin ve kanser öncüsü durumlarının saptanmasını amaçlayan bir tarama testidir. Bu yöntem ile kanser öncesi hücresel değişikliklerin erken teşhisi ve tedavisi sonucu özellikle bunun yaygın olarak uygulandığı gelişmiş ülkelerde rahim ağzı kanseri görülme sıklığı %70 kadar azalmıştır. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde ise daha sıktır. Smear testinde anormal hücre bulunmayan bir kadında bir sonraki yıl içinde rahim ağzı kanseri veya kanser öncesi durumlarının görülme sıklığı %1’den azdır.

Rahim ağzı kanseri geliştiğinde şifa ile sonuçlanma olasılığı düşüktür. Buna karşın, kanser öncüsü lezyon aşamasında veya çok erken evre kanser aşamasında yakalandığında şifa ile sonuçlanma olasılığı oldukça yüksek bir hastalıktır. Bu nedenle erken tanı ve etkili bir tedavi çok önemlidir. Smear testi kanser öncüsü lezyonları yakalayabilen bir inceleme olarak bu konuda insanoğluna büyük yararlar sağlamaya devam etmektedir.

Rahim aÄŸzı kanseri uzun bir “kuluçka dönemi” olan bir hastalıktır. Hücrelerde atipikleÅŸme yani kanser öncüsü lezyonların ortaya çıkmasından kanser oluÅŸumuna kadar geçen süre 5-10 yıl arasında ve bazı durumlarda daha uzundur.

Smear testi ayrıca, vajina ve rahim ağzındaki bazı enfeksiyonların tanı ve tedavisini de mümkün kılar.

Smear Nasıl Alınır?Muayene sırasında tahta spatül, pamuklu çubuk veya özel küçük fırçalarla rahim ağzı ve çevresine sürülerek hücreler alınır ve mikroskop lamı üzerine yayılır. Bu sırada hasta herhangi bir ağrı veya rahatsızlık hissetmez. Alınan materyal patoloji laboratuarına gönderilerek mikroskobik inceleme yapılır.

Smear Ne Zaman, Ne Sıklıkla Alınmalıdır?Genel olarak kabul edilen yaklaşım, cinsel olarak aktif olan her kadından yılda bir kez servikal smear alınmalıdır. Üst üste 3 yıl yapılan incelemelerde hiç anormal hücre saptanmazsa bu sıklık azaltılabilir. Ancak; sigara içen, ilk ilişkisini 18 yaşın altında yapmış olan, birden çok erkek ile ilişkisi olan, bazı virüslerin (HPV) saptandığı kadınlarda ve kanser riski bulunanlarda her yıl yapılmalıdır.

Düzenli aralıklarla test ve muayenenin yapılması hastalığın mümkün olan en erken dönemde yakalanmasını ve dolayısıyla kesin tedavi şansını sağlar. Ayrıca, düzenli aralıklarla yapılan jinekolojik muayene rahim ağzı kanserinden koruma dışında da diğer jinekolojik hastalıkların erken tanısında yararlar sağlar.

Rahmi alınmış kadınların da smear testini yaptırmaları gereklidir. Vajinayı kaplayan hücreler rahim ağzındakine benzerdir ve bunlarda da hücresel anormallikler gelişebilir. Özellikle, rahim ağzında anormal hücreler bulunması sebebiyle rahmin alındığı kadınlarda düzenli aralıklarla yılda bir smear testi yaptırılmalıdır.

Servikal Yayma Kesin Tanı Koydurur mu?Smear testi bir tarama testidir. Anormal hücreler kanser öncüsü değişikliklere bağlı olabileceği gibi iltihaplanmalarda ve bazı virüs hastalıklarında da hücrelerde anormallikler, atipik değişiklikler görülebilir. Bu durumlarda enfeksiyon tedavi edildikten sonra tekrar smear almak uygun olur.

Kesin tanı için; şüpheli alanlardan biyopsi almak gereklidir.

Anormal Hücre Bulunduğunda Ne Yapılır?Anormalliğin derecesi tedavi şeklini belirlemede önemlidir. Hafif derecede; herhangi bir tedavi yapmadan 3-6 ay sonra servikal yayma tekrarlanabilir ya da kolposkopi denen bir aletle rahim ağzı büyütülerek incelenir. Bunun dışında; yakma, dondurma, rahim ağzını koni şeklinde çıkarma gibi tedavi alternatifleri olgusuna göre karar verilerek uygulanabilir. Gerekli ve uygun olduğunda, rahmin alınması da düşünülebilecek bir tedavi yöntemidir.

Servikal Yaymanın DoÄŸruluk Oranı Nedir?Tüm tıbbi testler ve muayenelerde olduÄŸu gibi seyrek olarak servikal yaymada da yanılma payı vardır. Ancak, düzenli aralıklarla yapılan testler ile bu yanılma payı asgariye indirilir. Testin yanlış negatiflik oranı yaklaşık %25′dir. Yani hastalığın bulunmasına raÄŸmen testin normal çıkması olasılığı %25′dir. Burada smear alınış tekniÄŸindeki hatalar, patologun deneyimi gibi pek çok faktör rol oynar.

Myom Nedir, Neden OluÅŸur?
Myom, rahmin (uterus) kas tabakasından gelişen iyi huylu (selim) tümörlere verilen isimdir. Myomlar kadınlarda sıktır ve her 4-5 kadından birinde görülür. Myomlar sıklıkla 30-40 yaşlar arasında ortaya çıkar ve hormon tedavisi almayanlarda menopoz sonrası küçülür. Ergenlik öncesi görülmesi son derece nadirdir. Neden oluştuğu bilinmemekle beraber, estrojenin ve genetik özelliklerin rolü olduğu düşünülmektedir. Estrojenin etkisi olduğunu düşündüren kanıtlar vardır. Örneğin menopozdan sonra küçülürler, ergenlik öncesi dönemde görülmezler. Ancak, estrojenin (gerçekten neden oluyorsa) neden bazı kadınlarda myom oluşumuna neden olduğu, diğerlerinde olmadığı tartışmalıdır. Ayrıca, myom olan kadınlarda estrojen düzeyleri olmayan kadınlardan daha yüksek bulunmamıştır. Bu durumdan genetik özellikler sorumlu olabilir. Bunun dışında diğer bir hormon progesteron da suçlanmış ancak bununla ilgili verilerde çelişkili bulunmuştur.

Myom nasıl belirti verir??

Myomların tedavisi nedir, ne zaman tedavi edilmelidir??

Gebelik ve myom iliÅŸkisi

Myom nasıl belirti verir?Myomların rahmin çeşitli bölgelerinde yerleşebilir ve yerleştikleri bölgeye göre çeşitli şikayetlere yol açabilirler. Myomlar, hiçbir şikayete yol açmadan tesadüfen jinekolojik muayene veya ultrason sırasında saptanabilir. Myomlar rahimde büyümeye neden olurlar ve bu muayene sırasında saptanabilir. Jinekolojik muayene ile saptanan myomlu bir rahmin büyüklüğü ifade edilirken gebelik cesameti tanımı kullanılır. Gebelik sırasında hangi haftada rahmin ne kadar büyüdüğü tecrübe ile bilindiği için genellikle bu tanımlama jinekologlar tarafından tercih edilir. Ancak, rahmin dış duvarından dışarı doğru ayrı bir kitle şeklinde büyüyen myomlar için santimetre cinsinden de tanımlanabilir. Ultrasonografi ile bakıldığında ise genellikle lokalizasyonları daha net belli olduğundan geliştiği yer ve boyutları belirtilerek tanımlanır.

Myomların bir kısmı ise belirti verebilir. Anormal kanama, ağrı, sancılı adet, çevre organlara bası belirtileri (idrara sık gitme, kabızlık vb), karın şişliği ve ele kitle gelmesi gibi belirtiler verebilir. Anormal kanama özellikle adet miktarında artış en sık görülen belirtidir. Ağrı genellikle çok sık değildir ancak daha çok adet sancılarının artması şeklinde görülebilir. Myomun kanlanması bozulup dejenerasyon gerçekleştiğinde şiddetli ağrı ve muayene sırasında hassasiyet görülebilir.

Genellikle myomlar kısırlık sebebi olarak kabul edilmezler ancak, başka bir sebep yoksa myomlar kısırlık veya düşük sebebi olarak kabul edilebilir.

Kansere dönüşme olasılığı çok düşüktür (onbinde 1-3). Hatta bazı araştırmacılar bunun kansere dönüşüm değil yeni bir odaktan gelişen kanser olduğunu düşünürler. Özellikle birkaç ay içinde hızla büyüyen myomların bu açıdan değerlendirilmesi gerekir.

Myomlar yerleşim yerlerine göre sınıflanırlar. Bir kısmı rahmin dış zarının altında dışarı doğru çıkıntı yapacak şekilde büyürler. Bunlar genellikle belirti oluşturmazlar ancak, yerleşim yerine göre çevre dokulara bası yapıyorsa buna ait belirtiler (sık idrara çıkma, kabızlık vb) gösterebilir. Bu tür myomların bir alt grubu saplı myomlardır. Bunlar, rahmin dış duvarına ince bir sapla bağlıdır. Muayene sırasında ahimden ayrı gibi algılanabileceğinden yumurtalık tümörleri ile karışabilir. Saplı myomlar kendi etrafında dönebilir ve beslenmesi bozulduğundan nekroz (hücre ölümü) ve şiddetli ağrılar oluşturabilir.

Bazı myomlar rahmin kas duvarından köken alırlar. Bunlarda küçük boyutlarda belirti vermeyebilir ama büyüdüklerinde adet sırasında rahmin kasılmasına engel olacaklarından adet kanamasının miktarında artmaya neden olabilirler.

En çabuk belirti veren myomlar rahmin iç zarının (endometriyum) hemen altındaki myomlardır. Bunlar çok küçük boyutlarda olsa bile aşırı adet kanamasına ve bazen adet dışı kanamaya neden olabilirler.

Lokalizasyonlarına göre myomları sınıflamak mümkün olmakla beraber büyüdüklerinde birden fazla lokalizasyonu birden kapsayabilirler. Kas tabakasının içindeki bir myom içeri veya dışarı doğru büyüyüp bu lokalizasyonlardaki myomlara benzer belirtiler verebilir.

Myomların tedavisi nedir, ne zaman tedavi edilmelidir?
Myomların ilaçla tedavisi yoktur, sadece boyutlarının bazı ilaçlarla kısmen küçültülmesi mümkündür ancak bunlar kesin çözüm değildir. İlaçla tedavide hasta hormonların baskılanmasıyla suni menopoza sokulur. Ancak, en fazla 6 ay kullanılabilir ve tedavi bitiminde sıklıkla tekrar büyürler. Bazı merkezler, özellikle çok büyük myomlarda ameliyatı kolaylaştırmak için ameliyat öncesi bu tür ilaçla küçültmeyi deneyebilirler. Bunun dışında, myomu besleyen damarların anjiyografik yöntemlerle tıkanması son yıllarda deneysel çalışmalarda bildirilmiştir. Ancak seçilmiş olgularda uygulanabilen bu yöntem henüz yaygınlaşmamıştır.

Esas tedavisi ameliyatla myomların cerrahi olarak çıkarılmasıdır. Ancak, her myomun da ameliyat edilmesi gerekli değildir. Eğer hastada şikayetlere yol açmıyorsa, ani büyümüyorsa, ya da çok büyük değilse düzenli kontrollerle myom boyutlarının takibi yeterlidir. Ancak; aşırı kanamalara, çevre organlara basıya, ağrıya yol açan ve hızlı büyüyen myomlar, rahmi 8 haftalık gebelik cesametinden daha fazla büyüten myomlar ameliyat edilmelidir. Ameliyat seçiminde hastanın yaşı, doğurganlık durumu ve myomların yerine göre çeşitli ameliyatlar uygulanabilir. Genç, ailesini tamamlamamış hastalarda sadece myom alınabileceği gibi (myomektomi) ileri yaşlarda olup çocuk istemeyen hastalarda (%20 oranında tekrarlama riski olduğu için) rahim de alınabilir (histerektomi).